Posts Tagged ‘2008 öss’

2008 ÖSS 3. Yerleştirme

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

Üniversite kontenjanları ikinci ek yerleştirmeye rağmen dolmadı. 31 bin 92 kontenjan boş kaldı. Kazanıp kayıt yaptırmayanlarla sayı 40 bini aşabilir.
Üniversite kontenjanları ikinci ek yerleştirmeye rağmen dolmadı. Tam 31 bin 92 kontenjan boş kaldı. Bunlardan 13 bin 589’u lisans düzeyinde. Üstelik 2 bin 650’si de devlet üniversitelerinde. Kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla birlikte bu sayının 40 bini aşması bekleniyor.

Üniversite önündeki yığılma nedeniyle, neredeyse her hafta yeni bir üniversite kuruluyor. Ama görünen o ki öğrenciler tabela üniversiteler ve sıradan bölümler değil, gerçek anlamda üniversite ve mezun olduklarında işsiz kalmayacakları meslekler istiyorlar.

ÖSYM’nin önceki gün açıkladığı rakamlar bu açıdan çok önemli. Tıpkı yurtdışında olduğu gibi çok yakında Türkiye’de de yükseköğrenime olan talep azalabilir. Şu andaki yoğunluğun iki nedeni var. İlki hızlı nüfus artışı, ikincisi ise istihdam. Ama son yıllardaki işsizlik rakamlarına bakıldığında, ilk sırada üniversite mezunları geliyor. İşte bu yüzden, öğrenciler de aileler de yavaş yavaş harcadığımız emeğe, zamana ve paraya yazık oluyor noktasına geliyorlar. Üniversiteler gibi dershanelerdeki kaçışın da nedeni bu.

Türkiye’de çok şeyler değişiyor. Ülkeyi yönetenlerin de eğitime yatırım yapanların da artık attıkları her adıma çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Koşullar ve istekler sürekli farklılaşıyor. Bu değişimi yakından izleyen ve gereğini yerine getirenler ayakta kalacak, diğerleri gidecek. Bugünkü ekonomik tablo bunu zorunlu kılıyor…

Doçentlik kriterleri

Akademik yükseltmelerle ilgili sürekli yeni düzenlemeler yapılıyor. Ama her defasında daha iyiye gidileceğine, daha fazla şikâyet konusu yaratan gelişmeler oluyor. Öğretim üyeleri bu konuda çok şikâyetçi. İşte bu kaygı ve isteklerden bazıları:
1- Doçentlik sınavının senede iki kez olması. Yeni düzenleme eğer 2009’da yürürlüğe girecekse 2008’de sınavda kalan kişileri de kapsaması gerekir. Yoksa, tam bir yıl sonra sınava alınıyorsunuz. Süre çok uzun.
2- Yabancı dil belgesini hangi daldan alırsanız alın o belgenin tüm dallarda geçerli olması gerekir. Örneğin, sağlık bilimlerinden belgeniz var ama fen bilimlerinden bir yere doçentlik için başvuramıyorsunuz. Tam tersi bir durum da olabilir. İyi de biz doçentlik için yabancı dil sınavına girmiyoruz ki, kendi dalımızla ilgili bilgi değerlendirilmesi yapılacak.
Sanıyorum yabancı dilde bu branş ayrımını kaldıracaklar. Ama bu durum, daha önce aldığımız belgeler için de geçerli olmalı. Yani önemli olan, dil sınavını geçtiğimize dair bir belgenin olması. Bunu bir örnekle açıklayabilirim. Dil sınavında branş ayrımı yokken kişiler KPDS’ye giriyorlardı ve bu belge geçerliydi. Branş ayrımına geçince denildi ki KPDS’den geçenlerin belgelerini de kabul ediyoruz. Bu kişiler şimdi o belgelerle doçentliğe başvuruyorlar. Dil sınavını hangi branştan kazanırsa kazansın bunu kabul etmeli.
3- Arkadaşlarımızın ortak sorunu ÜDS. Çevremizde bazı arkadaşlar 65 değil de 64.63 ile baraja takılıyor. Çok ilginç! Doğada bile bir standart hata ve sapma denilen bir şey var. Bu nasıl bir şey ki bir ya da iki puanla kişiyi mağdur ediyorsunuz? Bizler öğrencileri değerlendirirken buna dikkat ederiz.
Kesinlikle çan eğrisi yapılması gerekir. Çevremde arkadaşların endişelerini görüyorum ve üzülüyorum. Ben de zamanında bu sıkıntıyı yaşadım. Bilimsel olarak o kadar değerli arkadaşlar var ki sırf bu yüzden akademik yükseltmelerden geri kalıyorlar. Bir arkadaşım cevaplara bakmış ve 55 alıyormuş. Çok üzgün. 65 alsa geçecek. Bence bu durumda olanlara kolaylık sağlamak lazım. Çünkü bu sınavların düzeyi düşünüldüğünde aslında bu puan iyi bir başarı diye düşünüyorum. Çünkü 20 ya da 30 puan almıyor ki bu kişi…”
Başarı barajının düşürülmesi elbette savunulamaz. Ama mevcut sınavların gerçek başarıyı ölçtüğü, fazlasıyla tartışılır. İşte bu yüzden ölçme ve değerlendirme kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesinde sonsuz yarar var.

Özetin özeti: Öğrencisinden veliye, hocasından YÖK’e, bu eğitim sisteminden memnun olanı bulmak gerçekten çok zor.

aguclu@milliyet.com.tr

2008 ÖSS 3. Yerleştirme Sonuçları

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

Üniversite kontenjanları ikinci ek yerleştirmeye rağmen dolmadı. 31 bin 92 kontenjan boş kaldı. Kazanıp kayıt yaptırmayanlarla sayı 40 bini aşabilir.
Üniversite kontenjanları ikinci ek yerleştirmeye rağmen dolmadı. Tam 31 bin 92 kontenjan boş kaldı. Bunlardan 13 bin 589’u lisans düzeyinde. Üstelik 2 bin 650’si de devlet üniversitelerinde. Kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla birlikte bu sayının 40 bini aşması bekleniyor.

Üniversite önündeki yığılma nedeniyle, neredeyse her hafta yeni bir üniversite kuruluyor. Ama görünen o ki öğrenciler tabela üniversiteler ve sıradan bölümler değil, gerçek anlamda üniversite ve mezun olduklarında işsiz kalmayacakları meslekler istiyorlar.

ÖSYM’nin önceki gün açıkladığı rakamlar bu açıdan çok önemli. Tıpkı yurtdışında olduğu gibi çok yakında Türkiye’de de yükseköğrenime olan talep azalabilir. Şu andaki yoğunluğun iki nedeni var. İlki hızlı nüfus artışı, ikincisi ise istihdam. Ama son yıllardaki işsizlik rakamlarına bakıldığında, ilk sırada üniversite mezunları geliyor. İşte bu yüzden, öğrenciler de aileler de yavaş yavaş harcadığımız emeğe, zamana ve paraya yazık oluyor noktasına geliyorlar. Üniversiteler gibi dershanelerdeki kaçışın da nedeni bu.

Türkiye’de çok şeyler değişiyor. Ülkeyi yönetenlerin de eğitime yatırım yapanların da artık attıkları her adıma çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Koşullar ve istekler sürekli farklılaşıyor. Bu değişimi yakından izleyen ve gereğini yerine getirenler ayakta kalacak, diğerleri gidecek. Bugünkü ekonomik tablo bunu zorunlu kılıyor…

Doçentlik kriterleri

Akademik yükseltmelerle ilgili sürekli yeni düzenlemeler yapılıyor. Ama her defasında daha iyiye gidileceğine, daha fazla şikâyet konusu yaratan gelişmeler oluyor. Öğretim üyeleri bu konuda çok şikâyetçi. İşte bu kaygı ve isteklerden bazıları:
1- Doçentlik sınavının senede iki kez olması. Yeni düzenleme eğer 2009’da yürürlüğe girecekse 2008’de sınavda kalan kişileri de kapsaması gerekir. Yoksa, tam bir yıl sonra sınava alınıyorsunuz. Süre çok uzun.
2- Yabancı dil belgesini hangi daldan alırsanız alın o belgenin tüm dallarda geçerli olması gerekir. Örneğin, sağlık bilimlerinden belgeniz var ama fen bilimlerinden bir yere doçentlik için başvuramıyorsunuz. Tam tersi bir durum da olabilir. İyi de biz doçentlik için yabancı dil sınavına girmiyoruz ki, kendi dalımızla ilgili bilgi değerlendirilmesi yapılacak.
Sanıyorum yabancı dilde bu branş ayrımını kaldıracaklar. Ama bu durum, daha önce aldığımız belgeler için de geçerli olmalı. Yani önemli olan, dil sınavını geçtiğimize dair bir belgenin olması. Bunu bir örnekle açıklayabilirim. Dil sınavında branş ayrımı yokken kişiler KPDS’ye giriyorlardı ve bu belge geçerliydi. Branş ayrımına geçince denildi ki KPDS’den geçenlerin belgelerini de kabul ediyoruz. Bu kişiler şimdi o belgelerle doçentliğe başvuruyorlar. Dil sınavını hangi branştan kazanırsa kazansın bunu kabul etmeli.
3- Arkadaşlarımızın ortak sorunu ÜDS. Çevremizde bazı arkadaşlar 65 değil de 64.63 ile baraja takılıyor. Çok ilginç! Doğada bile bir standart hata ve sapma denilen bir şey var. Bu nasıl bir şey ki bir ya da iki puanla kişiyi mağdur ediyorsunuz? Bizler öğrencileri değerlendirirken buna dikkat ederiz.
Kesinlikle çan eğrisi yapılması gerekir. Çevremde arkadaşların endişelerini görüyorum ve üzülüyorum. Ben de zamanında bu sıkıntıyı yaşadım. Bilimsel olarak o kadar değerli arkadaşlar var ki sırf bu yüzden akademik yükseltmelerden geri kalıyorlar. Bir arkadaşım cevaplara bakmış ve 55 alıyormuş. Çok üzgün. 65 alsa geçecek. Bence bu durumda olanlara kolaylık sağlamak lazım. Çünkü bu sınavların düzeyi düşünüldüğünde aslında bu puan iyi bir başarı diye düşünüyorum. Çünkü 20 ya da 30 puan almıyor ki bu kişi…”
Başarı barajının düşürülmesi elbette savunulamaz. Ama mevcut sınavların gerçek başarıyı ölçtüğü, fazlasıyla tartışılır. İşte bu yüzden ölçme ve değerlendirme kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesinde sonsuz yarar var.

Özetin özeti: Öğrencisinden veliye, hocasından YÖK’e, bu eğitim sisteminden memnun olanı bulmak gerçekten çok zor.

aguclu@milliyet.com.tr

2008 ÖSS Ek Yerleştirme Sonuçları

Pazartesi, Ekim 6th, 2008

Yaklaşık bir hafta önce biten 2008 ÖSYS Ek Yerleştirme başvuruları, yerini tedirgin bir bekleyişe bıraktı. ÖSS’de bu yıl yaklaşık 24 bin ek kontenjan açığı olduğunu açıklayan ÖSYM, üniversitelerden gelen boş kontenjanlar dahilinde bu sayıya 8 bin 400 daha ekledi. Yani bu sene ek kontenjan sayısı yaklaşık olarak 32 bin.Yaklaşık bir hafta önce biten 2008 ÖSYS Ek Yerleştirme başvuruları, yerini tedirgin bir bekleyişe bıraktı. ÖSS’de bu yıl yaklaşık 24 bin ek kontenjan açığı olduğunu açıklayan ÖSYM, üniversitelerden gelen boş kontenjanlar dahilinde bu sayıya 8 bin 400 daha ekledi. Yani bu sene ek kontenjan sayısı yaklaşık olarak 32 bin.

2008 ÖSYS Ek Yerleştirme Sonuçları

Cuma, Eylül 19th, 2008

Yaklaşık bir hafta önce biten 2008 ÖSYS Ek Yerleştirme başvuruları, yerini tedirgin bir bekleyişe bıraktı. ÖSS’de bu yıl yaklaşık 24 bin ek kontenjan açığı olduğunu açıklayan ÖSYM, üniversitelerden gelen boş kontenjanlar dahilinde bu sayıya 8 bin 400 daha ekledi. Yani bu sene ek kontenjan sayısı yaklaşık olarak 32 bin 400′e çıktı. Bu arada ÖSYM, kayıt tarihlerini de Ekimin 20 – 22’si olarak belirledi.

2008 Öss Ek yerleştirme

Pazar, Ağustos 31st, 2008

ÖSYM’nin taban ve tavan puanları acikladiği adresde boş kontenjanları bulmak için aşağıdaki yolu izleyebilirsiniz.

İlk olarak ına bakacağınız bölümü seçiyoruz.

Daha sonra açılan bölümler listesinde ” Yerl. ” yazısına tıklıyoruz ve boş kontenjanları ve tam dolmayanları üste alıyoruz. ( Bölüm seçmeyerek de tüm bölümlerin boş kontenjanlarını listeletebiliriz. )


Bu şekilde boş kontenjanlar hakkında bir fikir elde edebiliriz.

Kayıt tarihinden sonra bu boş kontenjanlara kaydolmayan adaylarda eklenip, OSYM tarafından bütün boş kontenjanlar açıklanacaktır.

İlgili ösym sayfası için tıklayın

2008 ÖSYS Sonuçları Analizi

Çarşamba, Ağustos 20th, 2008

2008 ÖSYS sonuçları analizi

Bu yıl da 2 milyona yakın gencin hayalleri ve yerleşme heyecanı bir şekilde noktalandı. Yine birçok genç, sistemin talebi karşılayamaması sonucunda “sistem kurbanı” olarak boşlukta kaldı veya zorunlu olarak ümitlerini bir sonraki sınava taşıdı. Üniversiteye giremeyen gençlere ve ailelere Allah sabır versin.

Aslına bakarsanız devlet yine Anayasa’nın 42. maddesindeki hükmü (Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz) yerine getiremedi.

Ancak bu yıl YÖK, oranı yukarı çekmek için elinden geleni yaptı ve bunu gerçekleştirdi de. Tabii yerleştirme kapasitesini artırmak, birçok konuda ödün vermekle oluyor. Şunu belirtmekte de fayda var, kalite zamanla ve doğru politikalarla oturacak.

Devlet, vakıf ve özel üniversite kavramları doğru olarak yerine oturduğunda kalite daha da artacak. Bugün yeni kurulan birçok devlet ve vakıf üniversitesi henüz emekleme safhasında. Eleştiri yerine bu eğitim yuvalarına nasıl yardımcı olabileceğimizi, daha iyi öğrenci yetiştirilmesine, daha iyi öğretim üyeleri edinilmelerine nasıl katkıda bulunabileceğimizi düşünelim. Sonuçta bu okullar ülkemizin okulları, bunlara sahip çıkalım.

***

Analize gelince…

Kızlar lisans programlarına yerleşmede erkeklere oranla

yine daha başarılıydı: yüzde 18.9′a yüzde 16.

Genel yerleşmede ise

(lisans+önlisans+açık öğretim) kızların yüzde 55.2’si, erkeklerinse yüzde 53.8′i üniversiteye yerleşmiş.

Lisans yerleştirmede en başarılı 3 il: Kırklareli yüzde 21.1, Tekirdağ yüzde 19.8 ve Denizli yüzde 19.7.

Genel yerleştirmede ise en başarılı 3 il: İstanbul yüzde 58.3, Tekirdağ yüzde 57.7 ve Yalova yüzde 57.5.

Bu yıl üniversiteye yerleşmeye hak kazanan 529 bin 444 öğrenciden yüzde 85.4′ü devlet üniversitelerine, yüzde 11.3′ü vakıf üniversitelerine, yüzde 3′ü KKTC’ye, yüzde 0.3′ü yurt dışındaki üniversitelere girdi. Dikkati çeken husus, vakıf üniversitelerinin yavaş yavaş devletin üstünden yükü almaya başladığı.

KKTC üniversiteleri ise kan kaybetmeye devam ediyor.

4 yıllık üniversite yerleşmesinde genel ortalamada ÖSS’ye giren 1 milyon 646 bin 376 öğrenciden yüzde 16.1′i 4 yıllık bölümlere yerleşmiş.

***

Yerleştirmede lise sınıflamasına gelince: Fen Liseleri yine açık ara önde gözüküyor, mezunların yüzde 67.4′ü, 4 yıllık bölümlere yerleşmiş.

Anadolu liseleri ise fen liselerini takip ediyor ve mezunlarının yüzde 52’sini 4 yıllık bölümlere yerleştirmiş.

Genel yerleştirmeye bakıldığında yine fen liseleri 1. sırada: Yüzde 70.

Öğretmen liseleri yüzde 69′la ve yabancı dilde eğitim veren özel liselerle otelcilik ve turizm meslek liseleri yüzde 63′le öğrencisini üniversiteye yerleştirmiş.

Genel istatistiklere bakılacak olursa, bu yıl yerleşme oranı oldukça yüksek, burada tekrar kontenjanı artırdığı ve taban puanları indirdiği için YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ı tebrik eder, gençler ve üniversiteler namına teşekkürü boç biliriz.Bu sene barajı aşıp yerleştirmeye hak kazanan öğrencilerin yüzde 95.4′ü yerleşmiş durumda, geri kalan yüzde 4.6, büyük ihtimalle ek kontanjandan yerleşecektir.

Boş kalan 24 bin 361 kontenjandan çoğunun yine KKTC’de olması, KKTC’nin yüksek öğretim politikasının bir an önce gözden geçirilmesi gerekliliğini çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Bulgaristan KKTC’den inanılmaz bir şekilde öğrenci çekmekte. Bulgaristan’ın AB üyesi olduğu göz önüne alınırsa durumun daha da ciddi boyutlara geleceğini tahmin edebiliriz. KKTC’nin DAÜ ve ODTÜ hariç diğer üniversitelerinin bir an önce kalite artırımını gerçekleştirmesi gerekiyor.

kaynak:vatan